Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

AYDIN YENİ UFUK GAZETESİ
<    A Y D I N ' I N   E N   İ Y İ  G A Z E T E S İ   >  
Aydın ilinin internetteki günlük tek haber portalı

 Ana Sayfa
 Haberler
 Eğitim
 Spor
 Yazarlar
 Künye
 E-posta
 Kültür-Sanat
 
 
 
 
 
 



 

 

SAĞLIKLI ÇEVREDE
YAŞAMA HAKKI

Lütfiye Sunay

TEMA Vakfı Aydın İl Temsilcisi

 

e-mail göndermek için tıklayın

 

Sağlıklı bir çevrede yaşamak, insanın en doğal yaşama hakkına eşdeğerdir ve olmazsa olmaz. İnsanoğlu her za-man güvende olmak, onurlu, mutlu, sağlıklı bir ortamda yaşamak ister. Hay vanlar ve bitkilerin de sağlıklı koşullar-da yaşama hakkı yok mu? Peki bu ekosistem içinde çevreye en çok zarar veren yine insanlar değil mi? Öyleyse insanlar hırs ve daha fazla kazanç adı-na çevreye zarar verirken sadece kendi neslini ve geleceğini yok etmekle yetin-miyor, bu ekosistemde insanlar kadar yaşamaya hakkı olan diğer türleri yani hayvanları, mikroorganizmaları ve bit-kileri ormanları da yok ediyorlar. İyi çevrede yaşamak insanlara hak olduğu kadar çevreyi koruma yükümlülüğü de getirir. Günümüzde sivil toplum örgüt-leri gün geçtikçe gelişiyor. Bu örgütler içinde de en çok üyesi olan ve destek-çisi bulunanların önünde çevre ile ilgile-nenler gelmektedir. Bu ne anlama geli-yor? Artık çevreye verdiğimiz zarar nedeniyle doğada yaşayan canlılar gi-bi insanlar da kötü sonuçlarından etki-lenmeye başladı, tedbir alınması gerek-liliğine inanır duruma gelindi.
Çevreyi korumak sadece örgütlü or-ganların hakkı ve görevi değildir. Birey-lerin de Anayasal hakları ve sorumlu-lukları vardır. Nedense ülkemizde hak aramak bir külfet gibi algılanıyor, so-nuç alınamayacağı endişesi yaşanıyor veya başına bir iş gelebileceği korkusu yaşanıyor. Bu korku aşılmalı, insanlar taşın altına ellerini koymalı, kötü işler yapanlara "dur" deme cesaretini gös-termelidirler. Bireysel haklar, olayın mağdurları tarafından bizzat kullanı labileceği gibi bu a-maçla hiz-met veren sivil toplum örgütlerine üye olunabi-lir, destek verilebilir, birlikte hareket edi-lebilir. Erken sanayileşen Avrupa ülke-leri çevrenin hiç bir zaman ihmal edil-meyeceğini çevreyi gözetmeden tu-rizm, tarım, sanayi, kısacası sürdürüle-bilir yaşam ve kalkınma olmayacağını doğaya zarar vermeye başladıktan çok sonraları fark ederek çevreyi koruyucu yasalar çıkardılar. Türkiye'de ise sana-yi geç gelişti, ancak çevreye zararları kısa sürede görülmeye başlayınca ted-birleri erken alın maya başlandı. Örne-ğin 1982 Anayasası’nda çevreyle ilgili hükümler mev-cut. l983 yılında Çevre Yasası çıktı, l984 Yılında Çevre Ba-kanlığı kuruldu. Kısacası çevreyi ve do-ğal dengeyi bozanlar aleyhine yasal düzenlemeler yerinde konuldu. Ancak bunu kullanmasını bilmek gerekir. Si-yasi ve kişisel çıkarlar uğruna yasaların ve Anayasanın çiğnenmesine izin veril-memeli, ayrıca çevre aleyhine yasa çı-karılması konusunda duyarlı davranıl-malı, gerekli tepkiler zamanında veril-meli, bilinçli hareket edilmelidir. Gele-cek kuşaklardan ödünç kullandığımız bu doğaya gelin hep birlikte sahip çı-kalım. Kirleterek ve yok ederek değil, bölüşerek ve üreterek temiz bir dünya bırakmak çabasıyla bir araya gelelim. Güzellikleri paylaşalım.
Haklarımızın ve sorumluluklarımızın farkında mutlu yaşayalım.

www.aydinyeniufuk.8k.com

e-mail: yeniufukgazete@hotmail.com